31 Mayıs 2009

Muzaffer İzgü'nün 52. Sanat Yılı!

MUZAFFER İZGÜ’NÜN 52. SANAT YILI
Gülmece yazarı Muzaffer İzgü’nün Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezinde yapılan etkinlikle 52. sanat yılı kutlandı. EKYAZ- Egeli Kadın Yazarlar Platformu tarafından organize edilen etkinlik neşeli bir havada geçti.
Altı saat süren söyleşileri Esma Zafer Ertan yönetti. Yaşam Öyküsünü anlatan Gülseren Engin; “Kendi deyimiyle Cumhuriyetin 10. yıl kutlamalarında bando, mızıka ile dünyaya gelen mizah ustası, annesinin doğum sancılarının bu kutlamalar sırasında tuttuğu ve eve gelir gelmez kendisini dünyaya getirdiğini” söyledi. Yazılarında gülümseten ve düşündüren ustanın, Akbaba dergisine gönderdiği öyküleri 42 hafta boyunca yayımlanmayınca, Yusuf Ziya Ortaç’a telgraf çektiğini, ondan sonra öyküleri yayınlanan dergide uzun yıllar yazarlık yaptığını anlattı. 137 kitabı bulunan yazarın bu kadar çok üretkenliğini “Kendi yaşamımdan fedakarlık yaparak yazdım” sözleriyle dile getirdiğini belirtti.
“ Çocuk Yazılarında Muzaffer İzgü” başlıklı konuşmaları Zübeyde Seven Turan, Hünsan Şeker ve Sevgi Arkılıç Songören yaptı. “Çocuk okuru olmayan toplumun, büyük okuru da olmaz” deyiminin yazara ait olduğunu belirten konuşmacılar, ”Çocuk kitabı yazmak büyük sorumluluk ister. Yazılarımda çocukları eğlendirirken, düşündürmeliyim. Göbek zıplatan gülmeceye karşıyım. Gülme; zeka oyunudur. Mizah zeka işidir. Okuyucusu da zekidir” sözlerinin de yazara ait olduğu belirtildi.
Vicdan Efe, İncila Çalışkan, Hülya Soyşekerci Usta yazarın romanlarını ele alırken, Hidayet Karakuş, Zehra Ünüvar anılarını anlattı. Gürol Tumbul ve Soyer Sanat Fabrikası Oyuncuları yazarın bir öyküsünü canlandırdılar.
Son konuşmacı olarak mikrofonu alan İzgü; “Çocukluğunun yoksulluk içinde geçtiğini, ailesiyle ufak, tefek şeylerle bile mutlu olduklarını anlattı. Devletin halktan topladığı paralarla kendini okuttuğunu, o yüzden halkına çok şey borçlu olduğunu” belirtti. Böyle bir etkinlikte emeği geçenlere ve katılımcılara da teşekkür etti.

Saat Kulesi

30 Mayıs 2009

ÇROP 3 Yaşında "Çizgi Roman En Keyifli Böyle Okunur" Yarışması Sonuçlandı!

Kazım Gem

ÇROP 3 Yaşında "Çizgi Roman En Keyifli Böyle Okunur" Yarışması Sonuçlandı!

3. yılını geride bırakan Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) yeni yaşını çizgi roman dolu bir yarışmayla kutladı. Fotoğraflarıyla, duyurularıyla, destek sözleriyle bize katılan tüm dostlara ve arkadaşlara teşekkürü borç biliyoruz.

İşte yarışmamızı kazanan ve Akan Ajans sponsorluğundaki hediyelere kavuşacak olan
çizgi roman okurları:

Kazım Gem
Murat Yavuz

Daha fazla bilgi için
Ç.R.O.P

Çizgiyi Kullanarak Çizgi Dışına Taşan Sanatçı!


Çizgiyi Kullanarak Çizgi Dışına Taşan Sanatçı!

Hasan Aycın pek bilinmez bu taraflarda. Aslında “o taraflarda” da fazla bilinmez kadri kıymeti. Tam 30 yıldır çiziyor dünyanın ve insanın hallerini. Önce çizerdir, sonra yazar, düşünürdür aynı zamanda ve bilgedir. Bir karınca kadar sessizce çalışır çekildiği köşesinde. Çok az konuşur ama durur durur ve “Zayıflar, güçsüzler hiçbir zaman kaybetmez. Çünkü acz, güçsüzlerin ürperti veren gücüdür” der.

Karikatürist yerine kendine çizer demeyi daha uygun bulur. Bunun nedenini ise şöyle açıklar: “Karikatür adlandırmasını reddetmiyorum, fakat sımsıkı sahiplenmiyorum da. Çizgi kelimesi ise ‘çizik’ anlamına gelebileceği gibi, yol, üslup, tarz anlamına da gelen, güzel bir kelime...” Çünkü Hasan Aycın, gerçekten bir yol adamıdır.

Hasan Aycın’ın çizgileri pek güldürmez, hatta çoğu zaman içlendirir insanı. Acının, elemin, kederin, derdin çizeridir çünkü. Dibinden budanmış çınarlara üzülür çizgileri, kardeş kavgası için ah çeker, Filistin’e ağıt yakar, düşüncenin zincirlenmesine isyan eder. Neşesi de vardır elbette. Çünkü hayatı savunur. Çünkü bu hayattaki serüveninin başında öncelikle doğa vardır. Yıllarca sadece uzaktan seyretmek zorunda kaldığı tabiat yani. 1955’te Balıkesir’de doğar ama yakalandığı bir hastalıktan dolayı 8 yaşına kadar yürüyemez. Dünyayı bir pencerenin ardından izlediği o kış günlerinden birinde çizmeye başladı. Dini bütün bir çevrede doğduğu için çizgisinde insan sureti kullanmasına iyi gözle bakılmıyordu. İlk insan figürünü gören annesi, “Aman oğlum, yarın ahirette ‘bu çizdiğin insana can ver bakalım’ derlerse ne yaparsın diye ikaz etti oğlunu. Çevresinden gelen benzer uyarılar yoğunlaştı gittikçe ama çizmekten vazgeçmedi Hasan Aycın. Sadece uyarıları bir parça da olsa dikkate alıp kendini bir şekilde disipline etti. Sonra imam hatip yılları başladı. Bu dönemde aldığı resim derslerinde sınıfın en iyi öğrencisiydi. Yıllar içinde becerisini geliştirdi. Okul tiyatrosunun dekorlarını o hazırladı, okul gazetesinde bant karikatür şeklinde Murteza diye bir tip çizdi ve ara sıra kısa yazılar yazdı. İmam hatipten mezun olunca Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne gitti. Bu sırada çeşitli dergilerde ilk karikatürleri yayınlanmaya başladı. Yayın mecrası olarak daha çok edebiyat dergilerini tercih etti. Çünkü yazmaya yönelik yoğun bir ilgisi de vardı.

1984’te İstanbul’a yerleştiğini görüyoruz. Geçimini grafikerlik yaparak sağladı. Küçük bir atölyeden kazandığı parayla çocuklarını büyüttü, mesaisini bitirip evine geldiğinde odasına çekilip ibadet edercesine sessizce çizmeye devam etti. Onun çizgileriyle bundan 12 yıl kadar önce karşılaştım. Ondan sonra mümkün olduğunca hep takip etmeye çalıştım. Benim gibi onu seven çok sayıda okuru, eserlerinin öyle tane tane bir yerlerde kaybolup gitmesini içine sindirememiş ve ustaya gelip bunları albümlerde toplamasını salık vermiş. İlk albümü Bocurgat’tan sonra, Gece Yürüyüşü, Asa, Kulbar, Gözgü, Kırk Hadis, Kırk Çizgi, Ahzan, Nun, Zılal, Kudüs ey ey adlı eserleri yayınladı. Aycın’ın Esrarnâme ve Sahipkıran adında iki romanı, Müşahedat başlıklı bir anı kitabı, Alpembecik Gülpembecik adlı bir masalı var. Hasan Aycın’la yapılmış söyleşiler Güneşin Altında adlı bir kitapta toplandı.Usta çizerin eserlerini İz Yayıncılık hakettiği zerafette yayınlıyor, çok güzel kağıtlara basıp, estetik kapaklarla süslüyor. Bazı eleştirmenler onun yazılı eserlerini Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter gibi fantastik romanlara benzetiyor. Bu benzetmeye Hasan Aycın’ın cevabı ise şöyle: “Batıdaki modern fantastik anlatılarla bir alakam yoktur. Ben menkıbeler, kıssalar üzerinden yazıyorum. Tolkien’den konuş deseniz, konuşamam. Fakat feridüddin- i attar’ı saatlerce anlatabilirim size...”

KARİKATÜRDE YAZI KULLANMIYOR

Hasan Aycın, karikatürlerde balon ya da alt yazı kullanmıyor. İnsan yazacaksa yazmalı, çizecekse çizmeli, diye düşünüyor. Fikirlerini, Milli Gazete muhabiri Yusuf Genç’le yaptığı bir sohbette şöyle özetliyor: “Güzel Sanatlar’a gitmedim. Çizerlerden oluşturduğu ortamlarda bulunmadım. Mizah dergilerine katılmadım. Dolayısıyla belli kabuller çerçevesinde hareket etmedim. Bununla birlikte, elbette bir ifadeye varma, bir tarz oluşturma gayreti gösterdim. Yazısız çizgi, görülmeye, keşfedilmeye değer bir nitelik taşımalı. Bu bana cazip geldi. Yazının ayrı bir yeri var.” Eserlerinin anlamına dair sorulan soruyu ise, “Yaptığımız iş, bizim insanlık serüvenimizin, insan olma yolunda ilerleyişimizin bir yansımasıdır. Kendimiz olmayı başardığımız nispette, eserimiz, ürünümüz, emeğimiz bir anlama kavuşur. Albümlerimden birinin adı Asâ’dır. Yanımdan ayırmadığım, yolculuğumu kolaylaştıran bir şey çizgi. Fakat yol benim yolum. Yolcu da benim...” diye yanıtlıyor. Sanatın iyinin yanında, kötünün karşısında olması gerektiğine inanıyor. Bunun için sanat kullandığı gereçlere de özen göstermelidir diye düşünüyor. Kem âlât ile kemalât olmaz sözünü hatırlatarak, “Yani kötü araçlar kullanarak olgunlaşamazsınız. Bu anlamda ben, çizdiklerimin hem yapısal, hem de işlevsel olarak kötülükten uzak olmasına özen gösteriyorum” diyor. Hangi hat üzerinde yürüdüğü sorulduğunda ise, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve İsmet Özel gibi şair ve yazarlarla yolunun kesiştiğini söylüyor. İlk karikatür albümünü de zaten İsmet Özel’in başında bulunduğu Çıdam Yayınları arasından çıktı. İsmet Özel, bu albüme bir takdim yazmış ve bu anlamlı girişin finalinde şunları söylemişti: “Anlamaya çalışmayın, sezgi gücünüzü harekete geçirmeye uğraşın. Çağımızın kıyıcılığı, bilgiççe vurdumduymazlığı karşısındaki çırpınışın kendi kişiliğinizde yankılanmasına fırsat verin. Açın kendinizi, seyreltin. Siz elinizdekini kapacaklar korkusuyla kendiniz üzerine kapandıkça, ayakta duramamak korkusuyla kasılıp katılaştıkça anlama varamayacaksınız. Anlama ulaşamadığınız yetmezmiş gibi anlaşılabilecek olan şeyi de farkında olmadan kaçıracaksınız. Sezgiye doğru düğümlerinizi gevşetirseniz Belki anlam sızabilir içinize. Hasan’ın bocurgatı böyle bir işlem için elverişli...”

Hürriyet - Cumartesi

Karder İzmir Manisa Kitap-Eğitim Fuarı'nda!

Karder İzmir Manisa Kitap-Eğitim Fuarı'nda!
Karikatürcüler Deneği İzmir Temsilciliği, Manisa'da düzenlenecek olan Manisa Kitap ve Eiğitim Fuarına katılıyor. Derneğimizin standında, yayınlarımızın tanıtımının yapılmasının yanısıra, İzmir'li çizerlerin 40 karikatürüden oluşan serbest konulu çalışmalardan oluşan bir sergisi de Fuar süresince izlenebilecek. Eğitim Fuarı 30 mayıs-3 haziran ve kitap fuarı 30 mayıs 7 haziran tarihleri arasında açık kalacak.

Sergiye katılan çizerler;

Abidin Köse, Ayhan Algur, Birol Çün, Bülent Dağaşan, Cem Koç, Cemalettin Güzeloğlu, Deniz Dokgöz, Engin Boğaz, Eray Özbek, Hasan Efe, İrfan Özüdoğru, Kemal Buluş, Levent Dağaşan, Maya Bora, Murteza Albayrak, Mustafa Bora, Niyazi Yoltaş, Oğuz Dicle, Ozan Soydan, Rifat Mutlu, Sadık Öztürk, Sezer Odabaşıoğlu, Şeref Güzel, Tolga Sakarya, Turan İyigün, Yavuz Mamaç ve Zeynep Gargi

Karder İzmir

29 Mayıs 2009

Konya’nın “Çıt”ı Çıkıyor!


Konya’nın “Çıt”ı çıkıyor!

Kimi veterinerlik okuyor,kimi gıda mühendisliği, kimi ise henüz daha lisede.Ama onlar Konya’nın ilk ve tek yerel mizah dergisi “ÇIT”ı çıkarıyorlar.

Hikayeleri 2 sene önce karikatür sanatçısı Adem Mermerkaya ile tanıştıktan sonra başladı.2 yıl boyunca Adem hocalarından çeşitli mekanlarda karikatür dersleri aldılar.İlk olarak Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nde derslere başladılar.Daha sonra derslerine Caf Caf Kitap Kafe’de devam ettiler.Oraya da sığamayan genç karikatüristlere Tüketiciler Birliği Konya Şubesi kucak açtı.Yıllarca çeşitli dergilerde ve internet sitelerinde karikatürleri yayınlanan öğrenciler emeklerinin karşılığını nihayet alıyorlar.

Yaşları 15 ila 22 arasında değişen gençler; ilham kaynakları,ak sakallı dedeleri Adem hocalarının izinde “Çıt” çıkarmaya başladılar.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni R.Betül Arı; Nasreddin Hoca’dan örnek vererek Konya’da ciddi bir mizah potansiyeli olduğunu söylüyor. “Karikatür abartı sanatıdır ya,bu tarz gerçeküstülüklere hem Nasreddin Hoca’dan hem de Mevlana’nın misallerinden alışkın olan Konya halkı, dergiye beklediğimiz ilgiyi gösterir diye düşünüyoruz” diyor ve ekliyor; “Mevlana’nın ‘kötülükleri örtmede gece gibi ol’ sözündeki misalde, insanların gözünde bir şeylerin somut olarak canlanması sağlanıyor.Konya halkı cümleyle görseli birleştirip olayı hayalinde canlandırabiliyor.Bizim de mizahta yaptığımız budur.

”Kursa katılan her öğrencinin dergide farklı farklı görevleri var. Derginin logosunun hazırlanmasından Büşra Dür, Mustafa Çetinkaya, Furkan Payaz üçlüsü sorumlu.Büşra Dür 2 hafta sonra üniversite sınavına girecek olmasına rağmen canla başla dergisi için çalışıyor.

Karikatürleri ve mizah yazılarıyla dergiye katkıda bulunacak olan Zeynep Koçak, kadronun en küçük ismi…Henüz 15 yaşında olan Zeynep’in çizimleri ustalarıyla yarışacak seviyede…

Afiş ve çıkartmalardan sorumlu Ayşegül Soydan, çizgi roman sanatçıları Atilla Ergin ve Said Aveder,Genel Yayın Yönetmeni R.Betül Arı,logo tasarımcılarından Mustafa Çetinkaya; bir taraftan 2 gün sonra başlayacak olan final sınavlarına hazırlanırken, bir taraftan da ilk göz ağrıları “Çıt” için çalışıyorlar.“Çıt”ları çıksın diye hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan gençler hayatın sınav geçmekten ibaret olmadığını söylüyorlar. Hepsi okullarında oldukça başarılılar; aynı zamanda toplumsal sorunları görüp bunlara ses çıkarabiliyorlar.

R.Betül Arı’ya göre bu ekip gücünü çok çalışmasından ve amatör ruhlarının heyecanını kaybetmemiş olmasından alıyor.

Bu gençler karikatürü insanları güldürmekten çok, dünya sorunlarına ses çıkarmak amacıyla kullanıyorlar. Kalemlerini kullanarak toplumsal sorunlarla mücadele etmeye çalışıyorlar. Tam da bu noktada Adem Mermerkaya’nın bir sözünü vurguluyor R.Betül Arı; “Karikatürist,rakibini tek yumrukla nakavt eden bir boksör gibidir.”

Bu ekip ustaları Adem Mermerkaya’nın izinde rakiplerini tek yumrukla nakavt etmeye hazırlanıyor.

Turk Time

28 Mayıs 2009

Kuş Karikatürleri Albümü!

"KUŞ" KARİKATÜRLERİ ALBÜMÜ
İZKUŞ-İzmir Kuş Cenneti Koruma ve Geliştirme Birliğinin düzenlediği 2008 2. Ulusal Kuş Karikarürleri Yarışması Albümü yayınlandı. Tamamı renkli basılan albüm 60 sayfadan oluşuyor. Önümüzdeki günlerde katılımcılara gönderilecek albüm 23*23 boyutunda. Bu yıl üçüncüsünün yapılması düşünülen yarışma yine "KUŞ" konularını içerecek.

Saat Kulesi

27 Mayıs 2009

Batısöz Dergisi!



Büyük Boyutta Görmek İçin Resimin Üzerine Tıklayınız

Büyük Boyutta Görmek İçin Resimin Üzerine Tıklayınız

Büyük Boyutta Görmek İçin Resimin Üzerine Tıklayınız

BATISÖZ DERGİSİ
Batı Radyo Yayıncılık 2 yıldır çıkardığı Batısöz Kent ve Yayın Kültürü Dergisi 8. sayısında karikatüre ve mizaha yine yer ayırdı. 2 Ayda bir yayınlanan derginin Mayıs- Haziran sayısında geçen yıl 3 Mayısta yitidiğimiz Eflatun Nuri Erkoç'u "Unutmadık Anımsatmak İstedik" başlığı altında 2 sayfa yer verdi. Hatice Özbay'ın kaleme aldığı "Mizahın Acı Günü" yazısı değerli üstadın ölüm gününü ve anılarını anlatıyor. Savaş Ünlü mizah yazıları ve laforizmalarla, Mustafa Yıldız 1 Mayıs ve emek karikatürleriyle dergi sayfalarında. Murteza Albayrak her sayıda olduğu gibi tam sayfa karikatürüyle yerini almış. Genç yetenek Barış Can'da Bulmaca ve "Yavru Kuş" yazısıyla dergiye renk katmış.

Saat Kulesi

26 Mayıs 2009

Mizah Coşkusu!



MİZAH ÇOŞKUSU!
Saat Kulesi Karikatürcüler Grubu Türk Mizahı ve Karikatürüne katkı amacıyla başlattığı etkinliklerine devam ediyor. Toplum Gönüllüleri Vakfı ile 2 yıldır sürdükleri çalışmaların sonuncusunu İzmir İl Halk kütüphanesinde gerçekleştirdi.
“Kitap ve Kütüphane” konulu sergi açılışından sonra yapılan söyleşiye Mustafa Yıldız, Sadık Pala, Hande Dilek Akçam ve Özhan Mercan katıldı. İzmir Kız lisesi ve Karataş Lisesinden yüzlerce öğrencinin katıldı söyleşide renkli anlar yaşandı. Mizah dergileri ve karikatür üzerine yapılan konuşmaların yanı sıra karikatürcülerin kendi aralarında yaşadıkları komik olaylar anlatıldı. Öğrencilerin kahkahalarla katıldığı söyleşide, ilginç sorularla konuşmacıları terlettiler. Sınavları olmasına karşın salonu terk etmek istemeyen öğrenciler yaşadıkları keyifli anların bitmesini istemediler.

Saat Kulesi

25 Mayıs 2009

1.Ulusal Çizgilerde Anadolu Karikatür Yarışması Sonuçlandı!

Birinci: Önder ÖNERBAY

İkinci: Emrah ARIKAN

Üçüncü: İbrahim TUNCAY

I. ULUSAL ÇİZGİLERDE ANADOLU KARİKATÜR YARIŞMASI
AKTUEL ARKEOLOJİ DERGİSİ


Aktüel Arkeoloji Dergisi’nin Karikatürcüler Derneği ile birlikte düzenlediği “I. ULUSAL ÇİZGİLERDE ANADOLU” başlıklı Karikatür Yarışması 20 05. 2009 tarihinde Kültür Bilinci Geliştirme Vakfı Merkezi’nde düzenlenen seçici kurul toplantısında sonuçlandı.

Radikal Gazetesi’nden Piyale MADRA, Karikatürcüler Derneği’nden Azizyavuz DOĞAN, Veysel DONBAZ, Penguen Dergisi’nden Metin ÜSTÜNDAĞ, Leman Dergisi’nden Güneri İÇOĞLU, Karikatürcü Oğuz GÜREL, Grafiker Kemal ÇOŞLU ve Aktüel Arkeoloji Dergisi’nden Murat NAĞIŞ’ın katılımı ile gerçekleştirilen değerlendirmede, yarışmaya gönderilen toplam 210 değerli eserin arasından 8 esere ödül verilmiştir. Kültürel, Tarihsel Arkeolojik Mirasın evrensel değerlerini koruma, sahip çıkma, farkına varma bilincini en iyi karikatürize eden eserlerin seçildiği yarışmaya kültürel miras değerleri ile çalışan kurumlar ödül vererek de destek sağlamışlardır.

Yarışmaya Balikesir’den katılan Resim Öğretmeni Önder ÖNERBAY ’ın eseri BİRİNCİ seçilerek Aktüel Arkeoloji Dergisi Özel Ödülüne,
Ankara’dan katılan Emrah ARIKAN ’ın eseri İKİNCİ seçilerek AKMED Özel Ödülüne
ve son olarak da İstanbul’dan katılan İbrahim TUNCAY ’ın eseri ÜÇÜNCÜ seçilerek KBGV’nın özel ödülüne layık görülmüştür.

Bunların yanı sıra TURSAB, ÇEKÜL, HOMER VE EGE YAYINLARI’nın desteği ile verilen 4 mansiyon / BAŞARI ÖDÜLÜ ve PENGUEN DERGİSİ’nin özel ödülü de bu yarışmanın sonunda sahiplerini bulmuştur. Yarışmanın sonuçları Aktüel Arkeoloji Dergisi’ 12. sayısında görseller ile birlikte yayınlanacaktır.
Yarışmada ödül alan eserler sahiplerine Haziran ayı içerisinde İstanbul Arkeoloji Müzelerinde düzenlenecek açılışta ödülleri verilecek ve sergilenmeye değer görülen eserler Haziran ayından Ekim ayına kadar İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Bodrum, Antalya, Ankara, İzmir, Efes olmak üzere birçok şehirde Kültür Merkezi, Müze ve Sergi Salonlarında sergilenecektir.

AKTUEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Selçuk Hünerli Karikatür Sergisi!


-Büyük Boyutta Görmek İçin Resimin Üzerine Tıklayınız-

Selçuk Hünerli

Sergi ve Söyleşi!




SERGİ VE SÖYLEŞİ
Toplum gönüllüleri Vakfı ve Saat Kulesi Karikatürcüler Topluluğu ortaklığında gerçekleştirilen "Benim Kütüphanem" kapsamındaki etkinlikler ülkemizin birçok yerinde devam ediyor.
"Kitap ve Kütüphane" sergisi 25 Mayıs Pazartesi günü saat 14.00'de İzmir Milli Kütüphanede söyleşiyle açılıyor. İzmir Kız Lisesi ve Karataş Lisesi öğrencilerinin dinleyici olarak katılacağı etkinlikte, konuşmacı olarak Sadık Pala,Zafer Güven, Mustafa Yıldız, Hande Dilek Akçam ve Özhan Mercan katılacak. Mizah Dergiciliğin 140 yılı ve İzmir'de yayımlanan mizah dergilerinin ele alınacağı söyleşide, karikatür çizimi hakkında bilgi verilecek.

Saat Kulesi

Ergenekon Yanlısı Olmayan Tek Mizah Dergisi: Cafcaf!

Cafcaf dergisi genel yayın yönetmeni Asım Gültekin Karikatüristlerle birlikte... Ayaktaki: hip hopçı Yasir Eryılmaz; Oturanlar: (sol baştan) Çağrı Cebeci, Mehmet Keskinkılıç (sakallı) Asım Gültekin (genel yay. yön.) Önder Yavuz (elinde dergi olan)


Ergenekon yanlısı olmayan tek mizah dergisi: Cafcaf
Ergenekon soruşturması başladığında gözler mizah dergilerine çevrilmişti. Çünkü onlar, Türkiye tarihinin en önemli olaylarında basın tarafından dile getirilemeyen pek çok konuyu yazıp çizmişti. Üstelik bunlarla da sınırlı kalmamış, birbirinden farklı eylemlere de imza atmışlardı. İşte bu cesur (!) kalemlerin Ergenekon sürecinde ne yapıp edecekleri merak konusu olmuştu

İlk haftalarda bu dergilerden ses çıkmayınca herkes durumu, 'zeki çocukların' jetonu henüz düşmedi, diye yorumlamıştı. Sonraki haftalarda ise beklentiler tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Mizah dergileri, darbe dönemleri ve Susurluk kazası gibi önemli olaylarda gösterdikleri sözüm ona demokratik tutumu bir tarafa bırakmış, Ergenekon'a 'faso fiso' diyordu. Gerçi, mizah dergileri, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a ödedikleri tazminatların acısıyla, 'Ergenekon siyasi bir hamledir' söylemini politikalarına yansıtınca, karikatüristlerin çizgilerine olmasa da, basitliklerine epey bir güldük! Cafcaf, tam da bu dönemde büyük bir boşluğu doldurdu.

İki buçuk yıl önce bir derginin eki olarak çıkan Cafcaf, 6 ay önce bağımsızlığını ilan etti. Aylık olarak yayımlanan derginin en önemli özelliği, millî ve dinî hassasiyetlere sahip çıkarak bel altı esprilerden uzak durması. Her ay, ahlakî ve kültürel değerlere uygun bir mizah anlayışıyla okurlarının karşısına çıkan Cafcaf, gördüğü ilgiyle birlikte, yıllardır dile getirilen "Gerçekten, düşünüldüğü gibi muhafazakârlar mizaha kayıtsız mı?" sorusunu yerle bir etmiş görünüyor. Öyle ki gençler, sadece dergiyi okumakla yetinmiyor, temsilciliğini de üstleniyor. Yayın yönetmeni Asım Gültekin yurt genelinde 250 gönüllü temsilcilerinin bulunduğunu söylüyor. Yeni bir dergi için ulaşılması zor bir okur sayısını yakaladıklarını belirten Asım Gültekin, 'Satışlarımız 10 bin civarında.' diyor. İlgi sadece temsilcilikle de bitmiyor. Rap müzik yapan gençlerin Cafcaf şarkısından, Konya'daki bir okurun Cafcaf kafe açmasına kadar ilginç hayranlık örnekleri de mevcut.

Gençlerden gelen karikatür ve yazılar itinayla yorumlanır!
Her ay 24 sayfa çıkan Cafcaf'ın yüzde 10'u yazıya, yüzde 90'ı karikatüre ayrılıyor. Yüzde 10'luk bölüm içerisinde Murat Menteş, Ömer Faruk Dönmez, 'kişisel gelişim karşıtı' Bülent Akyürek, Salih Kılınç, Türkiye'de dil konusundaki en iyi kalemlerden biri olan İbrahim Demirci ve Asım Gültekin'in deyimiyle 'feminist geçimsiz yazar Betül Zarifoğlu' gibi isimler yer alıyor.

Cafcaf, hem çizer kadrosunun zenginliği hem de karikatüristlerinin klişeleri yıkmasıyla diğer mizah dergilerinden farklı bir yerde duruyor. Hatta piyasadaki karikatüristlerin kullandığı basit ve bayat espriler, derginin yazı işleri müdürü Yusuf Kot tarafından 'amatör karikatürcü' isimli köşede ele alınıyor. Cafcaf genç karikatüristlere de büyük olanaklar sağlıyor. Diğer mizah dergileri karikatür yapan gençlerin sadece karelerini yayımlarken, Cafcaf, gençlerden gelen bu karikatürleri 'müellefe-i kulûb' köşesinde kendi karikatüristlerine yorumlatıyor. Yine, Cafcaf'ta sürekli çizebilmeniz için illa yaşınızın 30-40 olması gerekmiyor. Mesela derginin köşe sahibi çizerlerinden Yavuz Girgin, henüz liseye giden bir tıfıl...

Dergiye emek veren onlarca karikatüristin hepsine bu sütunlarda yer veremeyeceğiz ne yazık ki. Ama sizlere Ahmet Kesgin, Murat Yılmaz, Yasir Buğra Eryılmaz, Faruk Günindi, Mustafa Yavuz, Ahmet Altay, Serhat Albamya, Gülsüm Kavuncu gibi karikatüristlerin Cafcaf'ta çizdiğini söylemekte yarar var.

Dağıtım sıkıntısını aşmaya çalışıyoruz
Çok zorlu aşamalardan geçerek bugünlere geldiklerini anlatan Asım Gültekin, en büyük sıkıntının dağıtım olduğunu, bunu çözmek için çalıştıklarını ifade ediyor. Dağıtım sorunu aşıldığında da haftalık olarak yayınlanmaya başlayabileceklerinin müjdesini veriyor. Tabii bu noktada okurun ve belki de en önemlisi muhafazakâr kesimin önde gelen isimlerinin Cafcaf'a sahip çıkması gerekiyor. Asım Gültekin, okurlarından ve giderek artan ilgiden ne kadar memnunsa, muhafazakâr ve sağ basının ilgisizliğinden de bir o kadar muzdarip. Gültekin medyanın dergilerine daha fazla yer vermesi, özellikle millî ve dini hassasiyetlere sahip medya kuruluşlarının dergilerini daha fazla desteklemesi gerektiğini, onların desteğini beklediklerini söylüyor. Ahmet Turan Alkan'ın şu satırları da Asım Gültekin'in sözlerini destekler nitelikte: "Sağ cenahta bugüne kadar eli yüzü düzgün ve istikrarlı mizah dergisi yapılamaması, bizatihi 'sağ cenah'ın kusurudur; Cafcaf'ı destekleyelim." Cafcaf'a www.cafcafdergisi.net internet adresinden ve (212) 274 80 21 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Zaman Pazar

22 Mayıs 2009

YENİ AKREP Dergisi'nin 81. Sayısı Yayınlandı.

Dergiyi PDF Formatında okumak için TIKLAYINIZ

Hüseyin ÇAKMAK
cakmak@kibris.net

Ünlü çizer Paul Flora öldü!




Ünlü çizer Paul FLORA öldü.
Paul FLORA 29 Haziran 1922 tarihinde Güney Tiroller’de Glurns kentinde doğdu. Ailesi İtalyan kökenlidir. 1942-1944 yılları arasında Münih Sanat Akademisi’nde okudu. 1944’te savaş sırasında İtalya, Macaristan, Slovakya’da askerlik yaptı. Savaş sonrası Tiroller’e geri döndü. Innsbruck kentinde serbest sanatçı olarak çalışmaya başladı. 1948’de Viyana’da bulunan Art Club’e üye oldu. 1962’de Avusturya Eğitim Bakanlığı kadrosunda profesörlüğe atandı.
1986’dan beri Bavyera Sanat Akademisi üyesidir. Çizgilerinde Steinberg’ten esinlenmiş olduğu söylenirse de kendi kişiliğini ortaya koyarak, yeni bir biçem oluşturmuştur. Eserleri bir çok müzeye ve özel koleksiyonlara alınmıştır. 1957-1971 yılları arasında Hamburg’da yayınlanan Die Zeit gazetesinde siyasal karikatürler çizdi, burada 3500’den fazla karikatürü yayınlanan Flora’ya “Politik Karikatürcü” ünvanı verildi. Neue Zeitung, The Times, Literary Supplement, Du, Dagens Nyheter, The Observer gibi ulusal - uluslararası gazete ve dergilerde karikatürleri yayınlandı. Bir çok kitabın illüstrasyonlarını yaptı. Posta pulu, kitap kapağı, logo, afiş ve grafik tasarım işleri yaptı. Sergiler açtı, karikatür albümleri yayınladı.Yayınladığı albümlerden bazıları: Flora’s Fauna (1959), Menschen un Andere Tiere (1957), Trauerflora (1958), Vivat Vamp (1959) ve Der Zahn der Zeit (1961). Dünyaca ünlü çizer 15 Mayıs 2009 tarihinde öldü.

Atila Özer

Mordoğan Şenlikleri Sergilerle Başladı!

MORDOĞAN ŞENLİKLERİ SERGİLERLE BAŞLADI
Mordoğan 5. Denizle Buluşma Şenlikleri 6 serginin açılışı ile başladı. Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Karaburun Kaymakamı İlker Özerk Özcan, Milletvekili Bülent Baratalı sergi açılışında hazır bulundu. İki farklı karikatür sergisinin bulunduğu şenlikte, Saat Kulesi Karikatürcüler Grubu rekor katılımlı sergisini tekrarladı. Ayrıca "Deniz Şaka Kaldırmaz" sergisi de açıldı. Sergi açılışına İzmir'li çizerler Murteza Albayrak, Birol Çün, Mustafa Yıldız, mizah yazarı Savaş Ünlü katıldı.

Saat Kulesi

Karikatürlü Ev'de Sergi Açılışı ve Etkinlik!


KARİKATÜRLÜ EV’DE SERGİ AÇILIŞ VE ETKİNLİK!
Karaburun Karikatürlü Ev’de “Kent ve Yaşam” konulu sergi açılışı yapıldı. Kalabalık davetliler önünde açılan karma sergide konuşan Karaburun Belediye Başkanı Serdar Yasa;” Türkiye’de bir ilk olan Karikatürlü Evde böyle güzel etkinlikler yapılması bizleri sevindiriyor. Özellikle çocuklarımızın çalışmalara katılması, gelecekte usta birer karikatürcü olmalarını görmek bizleri gururlandıracak” dedi.
Açılışta karikatür çizip, sergileyen çocukları görenler hayretlerini gizleyemedi. Tufan Selçuk ve A.Osman Taş’ın yüzlerce kartpostalını bir çırpıda satıp, dağıtan çocuklar harçlıklarını çıkarmanın keyfini yaşadılar. Eray Özbek ve Mustafa Yıldız miniklerle çizim yaparken, Birol Çün izleyicilerin portrelerini çizip, söyleşi yaptı. Ayrıca mizah yazarı Savaş Ünlü ve Cevdet Florat kitaplarını imzalayıp, çocuklara hediye ettiler.

Saat Kulesi

19 Mayıs 2009

Cafcaf 17 Mayıs Mitinginin Fotoğrafını Çekti!

-Büyük Boyutta Görmek İçin Resimin Üzerine Tıklayınız-

Cafcaf 17 Mayıs Mitinginin Fotoğrafını Çekti!

Cafcaf Mizah Dergisi editörü Yusuf Kot'un objektifinden 17 Mayıs Cumhuriyet mitingi fotoğraflandı.
Piyasadaki Ergenekon taraftarı olmayan tek mizah dergisi olarak yayın hayatını sürdüren Cafcaf'ın konuyla ilgili karikatürü dikkatle incelendiğinde ilginç ayrıntıları barındırdığı görülüyor.
Derginin sevilen çizeri Yusuf Kot'un günlerce çalışmasının sonucu olan karikatür mitingten daha kalabalık görülüyor.

Asım Gültekin
Cafcaf Mizah Dergisi Editörü

Murteza Albayrak ve Eray Özbek'ten "Deniz Şaka Kaldırmaz!" Karikatür Sergisi!

Uludağ Üniversitesinde Cafcaf!

Uludağ Üniversitesinde Cafcaf!

Cafcaf bizim mahalledeydi... Hatta evimizin önündeki okulun bahçesinde... Uludağ Üniversitesi her yıl Mayıs ayının bu günlerinde eğitimi meğitime, ilmi filme tahvil eder.

“Bahar Şenlikleri” çerçevesinde kampusun bahçesi lunapark ve sirk meydanına dönüşür. Felekten üç beş gece çalan sadece üniversiteliler değildir. On beş on yedi yaş grubu liseliler de fena halde bayılırlar bu ortama. Helal hoş olsun, biz işimize bakalım. Evet, neydi işimiz? Cafcaf Uludağ Şenliklerine katılacaktı. Bu 'olağanüstü hâl' içinde Cafcaf ekibi gidişata nasıl kafa atacaktı?..

Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Cevat Akkanat

17 Mayıs 2009

Kurtuba’da Hasan Kaçan Söyleşisi!

Kurtuba’da Hasan Kaçan Söyleşisi

Ekmek Teknesi dizisiyle hepimizin evine misafir olan Herodot Cevdet (Hasan Kaçan) Ankara’da Kurtuba Kitap&Kahve’nin misafiriydi. Gelmişken imza günü ve söyleşi yaptı.


Evimize Ayakkabılarını Çıkararak Giren Kahramanlar
Türk dizilerinde eve ayakkabılarını çıkararak giren kahramanların ilk defa Ekmek Teknesi dizisinde yer almasından dolayı insanlar, dizinin kahramanlarını ailelerinin gerçek birer üyesi gibi görmüş. Herodot Cevdet de bu samimiyeti göstermekte pek zorlanmamış, kendisine “Ooo Herodot Abi” diyenlere kendi kardeşiymiş gibi davranmış, bu söyleşiye katılanlara da aynen öyle davrandı. Ve düşüncelerini, hayatını samimi bir dille anlattı.

Kendi Dilinden Hasan Kaçan
1957 Kayseri İncesu doğumlu Hasan Kaçan, çocukluğundan ve karikatürle tanışmasından şöyle bahsediyor. “Çocukken yaptığımız oyuncaklar on dakika içinde bozuluyordu. Araba yapıyorduk tekerleri patlıcandan, patlıcanlar on dakikada eziliyor oyuncaklarımız bozuluyordu. Ayçiçeği saplarını kullanıyorduk onlar da çok çabuk bozuluyordu. İnsan da böyledir, her on yılda bir ölür. On yıl önceki haliniz asla siz değildir.

Daha sonra tellerden oyuncaklar yapmasını öğrendik.

Köye ilk sinemayı kendimiz kurduk, amatör sinema yapmak için dört şey yeterlidir. Boş bir ahır, ampul, ayna ve beyaz örtü(perde). Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmindekine benzer sinema düzenekleri kurduğumuzu hatırlıyorum.

İstanbul yıllarında kâğıdın çok az bulunduğu bir dönemde bir şeyler çizmeye başladım. On üç yaşımda babamın berber dükkânında buğulanan camlara çiziyordum. Bunu fark eden amcam, babama bu durumu söyleyip o dönem Malkoçoğlu'nu çizen Ayhan Başoğlu'na gönderdi bizi. Ayhan Başoğlu çizdiklerimin karikatür olduğunu söyleyerek Oğuz Aral'a yönlendirdi. İlk kez o gün öğrenmiştim çizdiklerimin karikatür olduğunu.

Ertesi gün Oğuz Aral'ın karşısına çıktığımda beni kovdu fakat tam odadan çıkacakken yanına çağırdı ve bana o dönemde çok az bulunan kâğıt ve kalemlerden verdi. Karikatürle olan alakam o dönemde başladı. Gırgır, Günaydın gazetesinin ilavesiydi o zamanlar. İlk karikatürüm yayınlandığında köydeki akrabalarım Berber Ali'nin oğlu karikatürcü olmuş diye dövünüyorlardı. Çünkü o zamanlar resme hele hele karikatüre bakış çok farklıydı. Yüz bin civarında karikatür çizmiş olmama rağmen şuan elimde çok az var maalesef. Gırgır ve usturadan sonra televizyon ve gazete işlerine girdik. Ben yay burcuyum yay burcunun özelliğidir bu hiç beklenmedik işlerde başarılı olabilir. Mesela Polat Alemdar(Necati Şaşmaz) da yay burcudur. Zoraki ikna edilmiştir bir dizide başrol oynamaya ama çok başarılıdır şuanda.”

Mizah Üzerine Hasan Kaçan Konuşuyor!
Gırgır, çıktığı dönemlerde beş yüz bin rakamına ulaşmış bir dergiydi; fakat o zamanki bu başarısı halkımızın başarısıydı. Halk bizzat kendisi mizahın içerisindeydi, mesela babam cumaya gittiğinde komşumuz gelip dükkânın camına Berber Ali vefat etmiştir cenazesi Cuma namazına müteakiben kaldırılacaktır yazısını yapıştırırdı. Ertesi Cuma benzer bir espriyi de babam ona yapardı. Bunlar halkın mizah bilinçaltını diri tutan şeylerdi.

Gırgır, çıktığı zamanlarda her türlü yaştan insan okuyordu dergiyi. Fakat bugünkü mizah dergileri sadece lise ve üniversitede okuyan öğrenci kesime hitap ediyor. Bunun en büyük sebebi olarak halkın mizaha eskisi kadar yaşantısında yer vermemesinden kaynaklanıyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri de internet, televizyon gibi iletişim aletlerinin yaygınlaşması.

Bugün Uykusuz, Leman, Penguen, Cafcaf gibi mizah dergileri var hatta Cafcaf bizim Ustura'dan yetişen gençlerin ustalaştığı bir dergi. Biz, Ustura serüvenini bitirdiğimizde karikatür serüvenimiz yerini televizyona bıraktı. Bu gençlerin Cafcaf gibi bir dergide bu işe devam etmesi bizim için gurur verici

Gülerken düşündürmeli, düşünürken güldürmeli tartışmaları çok yersiz. Bir insanı güldürmek zordur, bir insanı tebessüm ettirmek zordur. Fakat bir insanı üzmek, kırmak çok kolaydır. Bir insan bir çizgiye gülebiliyorsa zaten düşünüyordur. Çünkü gülmek için beyninin süzgecinden geçirmesi gerekiyor. İnsanı düşündürtmeden güldürmek için o insanı kalkıp gıdıklamak gerekir. Kimse kimseyi kalıba sokmamalı. İşini ciddiyetle yapmak önemlidir ama ciddi olmak tehlikeli bir şeydir. Çünkü ciddiyetin aşırısı diktatörlüğü zalimliği getirir.

Bir şeyin mizahı yapılmadan önce doğrusu çok iyi bilinmelidir. Mesela Avrupalıların en korktuğu şey alnını yere koymaktır. Onlar kendi tarihleri ile ilgili filmler çekerken öncelikle en az on tane doğru film çekerler, hatta bu menfaatleri doğrultusunda bu doğruluğu abartırlar. Daha sonra kendi hatalarıyla dalga geçen filmler çekerler. Bu nedenle dostum Gani Müjde ile Osmanlı Cumhuriyeti ve Kahpe Bizans filmleri hakkında ters düşmüşüzdür. Bence mizahı yapılmadan önce Osmanlı doğru düzgün öğretilmelidir filmlerde. Hem milletimiz bilmelidir hem dünya bilmelidir. Mizahı yapılacaksa daha sonra yapılmalıdır. Karikatür içinde böyledir önce esprisi yapılacak şeyin doğrusu bilinmelidir, sonra mizahı yapılmalıdır.

Ropörtaj
Sami Yaylalı

Dünya Bizim

16 Mayıs 2009

"Kent ve Teknoloji" Konulu Karikatür Yarışmasının Ödül Töreni ve Sergi Açılışı Yapıldı!

Eray Özbek, Muammer Bilen, Ahmet Aykanat, Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı, Cem Koç, Mehmet Selçuk, Hasan Gümüş, Maya Bora

Buca Belediyesi'nce Düzenlenen "Kent ve Teknoloji" Konulu Karikatür Yarışmasının Ödül Töreni ve Sergi Açılışı Yapıldı!
Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilciliği ve Buca Belediyesi'nce düzenlenen Kent ve Teknoloji konulu karikatür yarışmasının ödül töreni ve sergi açılışı 15 mayıs 2009 cuma günü saat 18 de Buca Belediyesi Kültür Sanat Merkezi'nde gerçekleştirildi. Sergilenmeye değer görülen karikatürlerin çizerlerine katılım belgelerinin verildiği törende albümün çizerlere dağıtımına da başlandı. Albüm, karikatürlerine albümde yer alan çizerelere ulaştırılacak.

Karder İzmir

Tarihi Havagazı Fabrikası'nda Engelliler Merkezi İle Karikatür Etkinliği!

Tolga Sakarya, Sadık Öztürk, Cemalettin Güzeloğlu, Şeref Güzel, Birol Çün

Turan İyigün öğrencilerle

Tarihi Havagazı Fabrikası'nda Engelliler Merkezi İle Karikatür Etkinliği
İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelliler Merkezi ile Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilciliği'nin birlikte düzenlediği ve Belediye tarafından yenilenip düzenlenerek kültürel etkinlikler mekanı olarak tahsis edilen Tarihi Havagazı Fabrikası'nda 14 mayıs 2009 perşembe günü saat 14 ten itibaren gerçekleştirilen karikatür etkinliğinde, çizerler Abidin Köse, Birol Çün, Cemalettin Güzeloğlu, Turan İyigün, Sadık Öztürk, Şeref Güzel engelliler merkezi öğrencileri ile birlikte karikatür çizdiler, karikatür üzerine konuşup, sorularını cevapladılar. Yoğun ilgi gören etkinlikte Engelliller Merkezi'nden çizer Tolga Sakarya da hazır bulundu.

Karder İzmir